Cuma Nisan 6, 2012 09:32 biyoenerji.org tarafindan gonderildi.

Karın şişliği nedenleri ve çözümleri

Karın şişkinliği mide ve bağırsaklarda gaz birikmesi ile ilişkili bir durumdur. Karın bölgesinde orta, ağır şiddetli, derin veya keskin ağrılarla kendini belli eder. Gaz çıkararak ve bağırsak hareketlerinin hızlanmasıyla çoğunlukla ağrı diner. Karın şişkinliğinin çok farklı sebepleri olabilir. Genelde yağlı besinlerin hazım güçlüğüne bağlanan şişkinlik; stres, heyecan, endişeli ruh hali, sindirim sistemindeki enfeksiyonlar, IBS denen Irritabl Bağırsak Sendromu, bağırsakların belli gıdaları sindiremediği çölyak hastalığı veya laktoz intoleransına da bağlanabilir.

Karındaki şişkinliğin azaltılmasında kişiye özel farklılıkların tespit edilip, huzursuzluk yaratan besinlerin diyetten çıkartılması önemlidir. Bilim dünyasının besinlerin gizli dünyasında yaptığı incelemeler sonucu, spesifik besinler karındaki şişkinliklerin artmasında suçlu bulunmuş. Bu besinlerden (örneğin baklagiller, lahanagiller vb.) uzak durarak semptomları azaltmak mümkün. Ancak unutulmamalıdır ki her bünye farklıdır, birine kötü gelen besin diğerine zarar vermeyebilir, herkese genelleştirilebilecek tek bir kural bulmak zordur, bütün bunlar detaylı analiz edilmelidir.

Gıda intoleransı ya da besin alerjisi karın şişkinliğine sebep olabilir mi?

Gıda intoleransı ve besin alerjisi birbirinden farklı iki rahatsızlıktır ve farklı sonuçlar doğurur, örneğin süt şekerinin sindirilmesine yardımcı olan laktaz enziminin eksikliğine bağlı olarak gelişen laktoz intoleransı bir gıda hassasiyetidir. Sindirim sistemindeki enzim yetersizliğine bağlı olarak ishal, gaz, karında şişkinlik ve abdominal ağrılar gelişir. Öte yandan besin alerjilerinde immün sistem bir besin veya besin öğesini vücut için yabancı olarak görüp savaş başlatır. Bu durumda alerjik olduğunuz gıdayı tükettiğinizde ağızda karıncalanma hissi, dilde, dudaklarda, yüzde, boğazda şişme, mide krampları, ishal, nefes alma güçlükleri, bayılma hissi ortaya çıkar. Besin alerjileri çok daha kritik bir durumdur, karında şişkinlik yapmaz.

Bağırsak hareketlerinin farklılaşması nedeniyle oluşan şişkinlik kişiden kişiye değişir mi? Yani bağırsak hareketleri genetik midir?

Herkesin farklı bir bağırsak ritmi vardır. Tuvalete çıkma sıklığı, zamanlaması her bireyde farklıdır, kişiye özel düzen yapısal özelliklerle ilişkilidir. Bağırsak vücudumuzdaki en uzun organdır. Ortalama 7.5-9 metrelik kolonda binlerce girinti ve düğüm vardır, Sindirimi zor, toksinlerden zengin beslenme tarzı bu ceplerin tıkanmasına ve faaliyetlerin yavaşlamasına sebep olur. Amacımız daralmaları önleyip. bağırsağın daha iyi çalışmasına yardım etmek; bu sayede hem kilo kontrolü hemde sindirim sistemi fonksiyonlarına yardımcı olunur ve hazımsızlık, şişkinlik şikayetleri gelişmez.

Şişkinliğin tedavisi var mı?

Tabii ki var ama tedaviye başlamadan önce şişkinliğin sebepleri araştırılmalı. Ne zaman, ne sıklıkta, neden, ne süreli şişkinlikler yaşadığınızın kaydını tutmalı ve şikayetlerinizi doktor diyetisyeninizle paylaşmalısınız. Stres faktörlerine maruz kaldığınızda, çevresel kirletici ajanlar vücudunuzu istila ettiğinde, kendinizi güvende hissetmediğinizde sindirim sisteminde sıkıntılar başlar. Sahte açlık nöbetlerine tutulursunuz ve kilo alabilirsiniz. Ayrıca vücut beslenemediği için enerji kayıpları, hazım güçlükleri başlar. Akabinde sindirilmemiş öğeler toksik etki yaratabilir, bu da temizlik kanalları olan bağırsakları zorlar, sağlığınızı tehdit etmeye başlar. Bağırsak hareketlerinin hızını artırarak ya da metabolizmayı doğru beslenme ilkelerine uyarak hızlandırmak

karın şişkinliğine karşı en önemli çözümlerdendir.

Gaz nedeniyle oluşan şişkinliğe karşı ne yapmalı?

Her yutkunmada bir miktar hava yutulur. Bu, hızlı yediğinizde, heyecanlı olduğunuzda, sakız çiğnerken, kamışla bir şeyler içerken artabilir. Bu hava bağırsaklara gidip gaz oluşturabilir. Zaten bağırsaktaki gaz nedeniyle oluşan şişkinliklerin çoğu zaman sebebi sindirilemeyen besinlerdir, bu nedenle bağırsak florasının sağlığı çok önemlidir. Sebze, meyveler, tam tahıllar, baklagiller sağlıklı liflerden zengindir. Buna rağmen gaz şikayetlerinde bu besinleri tüketirken dikkatli olunmalı. Özellikle çiğ tüketilmemelerine hassasiyet gösterilmeli. Bazı durumlarda bağırsak hareketlerini artırmak adına alınan lif takviyeleri de ani ve fazla kullanımlarında gaz oluşturabilir. Yine bira gibi gazlı içecekler de gaz üreticilerdendir. Sürekli devam eden gaz şişkinliği durumlarında doktor kontrolüne geçilmelidir ve kronik rahatsızlıklar araştırılmalı, önlemler alınmalıdır. Bağırsak florasını bozan antibiyotikler de uzun süreli kullanımlarda şişkinliğe neden olabilir

Beslenme sisteminde ne gibi değişiklikler önerirsiniz?

Klinik seyrinizde herhangi sorun olmadığı takdirde, beslenmede yapılacak değişiklikler, yaşam tarzı iyileştirmeleri ve bazı destek ürün kullanımları semptomların azaltılmasına destek verir.
Diyetinizden uzaklaştırmanız gereken en temel besinler kişisel farklılıklar göstermekle birlikte baklagiller, soğan, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, enginar, kuşkonmaz, armut, elma, şeftali, kırmızı erik, şekersiz şekerlemeler, sakız, tam tahıl ekmek, mısır gevrekleri, tam tahıl kekler, bira, gazlı içecekler, süt, krema ve dondurmadır.

Mide boşalma süresini uzatan, doygunluk hissi yaratan yüksek kalori kaynağı yağlı besinler azaltılmalıdır. Bir süre için yüksek lif içeriğine sahip besinler diyetten çıkarılmalı sonra kademeli olarak eklenmelidir. Probiyotik ürünler, süt, mısır gevrekleri, yoğurt günlük beslenmenize ekleyebileceğiniz temel besinlerdir. Süt ürünlerine karşı hassasiyetiniz olup olmadığını test etmek adına belli sürelerde diyetinizden çıkarıp bir süre sonra tekrar kullanmaya başlayabilirsiniz.

Nane çayı içmeyi denemelisiniz; spazm giderici özelliği ile semptomları azaltabilir.

Yapay tatlandırıcıları diyetinizden çıkarmalısınız. Bazı bünyeler; şekersiz ürünler, sakız ve şekerlemelerde kullanılan sorbitol, mannitol gibi tatlandırıcılara karşı hassasiyet gösterebilir.

Küçük porsiyonlar tüketmeye gayret etmeli ve beslenmenizde üç ana, üç ara öğün ilkesini benimsemelisiniz. Yemekleri küçük lokmalar halinde, iyice çiğneyerek tüketmeli, aceleniz varken, heyecanlı veya üzgünken yemek yememeye gayret etmelisiniz.

Diş sağlığınıza önem vermelisiniz. Çünkü çürük ve ağrılı dişler yemekleri iyi çiğnemeden yutmanıza neden olabilir.

Sigara içmemelisiniz, bu da hava yutmanızı artırarak gaz yapabilir

Bu sorunla ilgili size gelen hastalarda bir artış var mı?

‘Patlayacak gibi hissediyorum, karnım hamile gibi oldu’ şikayetleri ile gelen o kadar çok danışan var ki… Bu da beni karın şişkinliği konusuyla ilgili çözüm aramaya, araştırmaya fazlasıyla yönlendiriyor. Danışanların çoğu kilo kaybı isteği ile başvursalar da temelinde sağlıklı ve iyi hissetme isteği ön plana çıkıyor. Kişi istediği kadar çok kilo verse de sabah uyandığında gözleri şiş, karnı gerginse kendini balon gibi hissediyorsa çalışmalar boşa gidebilir. Bu nedenle tahlil sonuçlarında ödeme neden olabilecek durumlar yoksa beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri ile sonuca gidilebilir. Ama bu konuda da sabırlı olmak şart.

ÖNERİLER

Yiyecekleri daha çok çiğneyin

Sindirim ağızda başlar. Ağzınıza attığınız her lokmayı en az 15 kere çiğnemek, şişkinlik yaşamanıza engel olacaktır.

Her gün multivitamin alın

Vücudunuzdaki besleyici seviyelerini yükseltmek için önemlidir. Ayrıca stresle başa çıkmanız konusunda faydalıdır.

Her sabah aloe vera suyu için

Aloe vera zarar görmüş iç dokuları onarmasıyla (bağırsak düzenlemesi de dahil) bilinir.

Cuma Nisan 6, 2012 09:31 biyoenerji.org tarafindan gonderildi.

Diyabet hastalığı nedenleri nelerdir

İnsülinin salgılanmasının gereken nitelikte olmaması nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık olan diyabetin altında yatan daha birçok faktör bulunmakta ve her biri diyabetin görülme riskini arttırarak yaşam kalitesinde bozulmalar meydana getirmektedir. Peki diyabetin görülme riskini arttıran ve bu kadar yayılmasına sebep olan bu faktörler nelerdir?

 
Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin görülmesinde birçok neden vardır. Halk arasındaki söylentilerin bir çoğunun bilimsel dayanağı olmadığına dikkat çeken uzmanlar; diyabetin nedenleri olarak; genetik, enfeksiyon, çevresel, stres ve ikincil diyabeti öne sürdüler.
 

Cuma Nisan 6, 2012 09:31 biyoenerji.org tarafindan gonderildi.

Diyabet (şeker) hastalığına iyi gelen bitkiler

Diyabet dünyada hızla yayılan bir hastalıktır. Kronik olan bu hastalık hastalarının günlük yaşantısını ve beslenme düzenini tamamen değiştirmektedir. Diyabet hastaları hayat boyu bir diyet yapmaktadırlar. Aslında bütün insanların yapması gereken doğru beslenme düzenini tatbik ederler.
Siz de diyabet hastasıysanız ya da diyabet hastası olan bir yakınınız varsa sizler için bu hastalık hakkında kısa bilgiler sunuyoruz ve ardından doğanın bu hastalığa karşı sunduğu çareleri yayınlıyoruz.

 

a. Bir insandan başkasına nakil yapılmadan iki tarafın dokuları dikkatle incelenir ve benzerlik aranır. Benzerlik göstermiyen do­kular nakledilmez.
b. İmuran gibi kimyasal formüller hastaya verilir. Bunlar belirli bir süre için alıcının antikorlarının yabancı dokulara veya organla­ra saldırmalarını önler.
c. Hastanın nakil yapılacak kesimine büyük dozajda X ışınları uy­gulamanın da muayyen bir süre için antikorların ve muafiyet yapılarının hareketsiz kalmasını temin ettiği görülmüştür.
d. Bazı hallerde, göğüs kemiğinin altındaki timüs guddesinin veya dalağın alınmasının da antikorların faaliyetini engellediği gö­rülmüştür. Böylece nakledilen organ yaşama şansını bulabilmek­tedir.
e. Antilenfositik globulin verilir.
f. Nakledilen organın yaşayabilmesi ve tepki fenomenlerini dur­durmak için yukarıda yazılı tedavi usullerinin bir bileşimi ter-, tip edilerek nakil yapılan kişiye verilmektedir.

Cuma Nisan 6, 2012 09:29 biyoenerji.org tarafindan gonderildi.

Kan damarlarındaki hangi hastalıklar için nakiller tavsiye edilmek­tedir ?

Dacron ve Teflon eklemlerinden çeşitli hastalıklarda yararlanılabilinmektedir. Aşağıdakiler bazılarıdır:
a. Bazı felç vakalarında, nedenin boyunda karotis arterinde mey­dana gelmiş arteriosklerozdan ileri geldiği görülmüştür. Birçok vakada boyundaki karotis arterin de, dar bir geçit kazılıp (en-darektomi) buraya Dacron veya Teflondan bir ekleme yapılarak gayet faydalı sonuçlar elde edilmiştir.
b. Birçok vaka. vardır ki karındaki aortta (büyük ortadamar) ar-terioskleroz ile o derece tıkanmıştır ki ayaklara yeterli derecede kan inememektedir. Bu gibi hallerde karın bölgesindeki aort, Dacron veya Teflondan yapılmış tüp şeklinde bir ekleme (graft) ile değiştirilebilinecek veya tıkanan damar kazılarak bir yol açı­lacak ve yine bu maddelerden yapılan eklemelerden yararlanı­lacaktır.
c. Birçok vaita vardır ki, böbreğe inen ana arter, aterıoskieroz yü­zünden daralmış ve bu nedenle, yüksek kan basıncı meydana gelmiştir. Bu hallerde böbrek arteri kazılarak genişletilir ve ar­ter yolunu açık tutmak için bir ekleme yapılır.
d. Kasıklarda veya kalçalardaki damarların, arterioskleroz yüzün., den tıkanmasiyle, bacaklara ve ayağa kan akımının tehlikeye girmiş olduğu birçok vaka görülmüştür. Bu gibi hallerin bazıla­rında daralmış olan kan damarlarının Dacron veya Teflon na-kiP::riyle, değiştirilmesiyle başarıya ulaşılmıştır. Bir kısım ope­ratörler dizdeki arteri geçerken Dacron veya Teflon eklemeleri yerine canlı bir damar nakli yapmayı tercih etmektedirler.
e. Göğüste veya karındaki aortdaki bir anörizmanın meydana gel­mesi bir ekleme kullanılması için en yaygın olan nedenlerden biridir. Bir anörizma bir arterin zayıflamasıyie arter çeperinde bir yumrulaşma veya kabarmanın meydana gelmesi demektir.
Buna bir çare bulunmazsa arter çatlayabilir ve hastanın ölümü­ne neden olabilir. Bunu önlemek için aortun hastalanan kısmı yerine, Dacrondan veya Teflondan yapılmış tüp biçiminde bir ekleme nakledilir. f. Son yıllarda karın bölgesindeki bağırsakların büyük bir bölümü­nü besleyen arterlerden bir kısmının arterioskleroz olabildiği gö­rülmüştür. Bu hallerde bunlara Dacron veya Teflon eklemeler yapıla bilinmektedir.